Skip to main content

Öfke bir düşünce ya da davranış değil, bir duygudur. Öfke yaşamımızın bir parçası, doğuştan getirdiğimiz ve en temel insani duygularımızdan biridir. Uygun ifade edilmek şartıyla doğal, normal ve sağlıklı bir duygudur.  İlkel savunma mekanizmamız olan savaş-kaç tepkisinin bir parçası olarak kişinin uyarılmasını sağlayarak harekete geçirir, bu yüzden koruyucu işlevinden bahsetmek mümkündür. Ayrıca kişinin sınırlarını ve haklarını korumasını da sağlar.

uçluluk, tarih boyunca din adamları, filozoflar, düşünürler, psikolog ve psikiyatristler tarafından araştırılmış, hep merak konusu olmuştur. Suçluluk duygularında günah kavramı, ödipal fanteziler ve diğer tabuların rolü tartışılmıştır. Bazıları suçluluğu insan yaşantısının gerçekçi ve işe yarar bir parçası olarak görürken, bazı otörler sahip olunmamasının daha iyi olduğunu ve işe yaramaz bir duygu olduğunu savunurlar.

Bilişsel teori, suçluluğun açıklamasına en kolay yorumları sağlamıştır. Bilişsel teoriye göre;

1)Yapmamam gereken şeyleri yaptım ya da yapmam gereken bir şeyi yapmayı başaramadım diyor ve bunlar ahlaki değerlerinize ve adalet kavramınıza uymuyorsa, yaşadığınız duygu suçluluktur.

2)Yaptığım kötü davranış benim kötü bir insan olduğumu gösterir diyorsanız, yaşadığınız duygu suçluluktur.

Bu duyguları yaşarken özünüzün kötü olduğuna inanıyorsanız bu sağlıksızdır ve depresyona zemin hazırlar. Sürekli mutsuzluk ve huzursuzluk duyarsınız.

Özünüzün kötü olduğuna inanmıyor, bir şekilde kendinize ya da bir başkasına ahlaki değerlerinize uymayacak şekilde davrandığınızı ve gereksiz yere zedeleyici olduğunuzu düşünüyorsanız bu suçluluk değil, sağlıklı bir pişmanlık duygusudur.

Pişmanlıkla suçluluk arasındaki temel ayırım, suçlulukta doğuştan gelen kötü, şeytani, ahlaksız bir yanınız olduğuna dair inancınızdır. Suçluluk doğrudan bireyin kendiliğini yani özünü hedef alır ve içini kemirir durur. Sağlıklı pişmanlık ise vicdan azabı yaratarak sorumlu davranmaya, daha dikkatli olmaya iter, fakat bireyin özünü hedef almaz.

Suçluluktan dolayı şunları hissedebilirsiniz.

1)Kötü olarak algıladığınız davranışlarınız “ben aşağılık biriyim” veya “ben değersizim” duygusu yaratıyorsa kendinizi üzgün hisseder, depresyona gidersiniz.

2)Diğerleri ne yaptığımı anlarsa beni aşağılarlar diyorsanız utanç duyarsınız.

3)Yaptıklarınız dolayısıyla cezalandırılacağınıza ya da kendinize misilleme yapılacağına inanıyorsanız endişe duyarsınız, bu da kaygı bozukluğu oluşturabilir.

Suçluluk hissinde bireyler çoğu kez bilişsel çarpıtmalar yaparlar. Olumsuz düşüncelerinizin temelinde düşünce hataları varsa depresyonunuz, utanç ve endişeleriniz gerçek ve geçerli olamaz. Düşünce hatalarınızı düzelttiğiniz anda huzur ve mutsuzluğun yolu açılır, ruhsal sıkıntılarınızdan kurtulursunuz. Psikoterapinin temel hedeflerinden biri bilişsel çarpıtmaları düzeltmektir.

Öfke bir düşünce ya da davranış değil, bir duygudur. Öfke yaşamımızın bir parçası, doğuştan getirdiğimiz ve en temel insani duygularımızdan biridir. Uygun ifade edilmek şartıyla doğal, normal ve sağlıklı bir duygudur.  İlkel savunma mekanizmamız olan savaş-kaç tepkisinin bir parçası olarak kişinin uyarılmasını sağlayarak harekete geçirir, bu yüzden koruyucu işlevinden bahsetmek mümkündür. Ayrıca kişinin sınırlarını ve haklarını korumasını da sağlar.

Normal ve insani bir duygu olan öfke sağlıklı şekilde ifade edilmediğinde kişinin yaşamında pek çok probleme sebep olmaktadır.  Eğer kontrolden çıkar ve yıkıcı hale dönüşürse iş, okul, ev hayatı gibi alanlarda sorunlar ortaya çıkmaya başlar ve kişinin genel yaşam kalitesi düşer.

Dışsal ya da içsel birtakım olaylar öfke duygusunun oluşmasına sebep olabilir. Eşiniz, ebeveyniniz, arkadaşınız, kardeşiniz, öğretmeniniz, çocuğunuz, patronunuz gibi belli bir insana ya da kırmızı ışıkta beklemek, ertelenen uçak kalkışı gibi bir olaya öfkelenebilirsiniz. Öfkenizin kaynağı kişisel kuruntularınız ya da daha önce başınızdan geçmiş ve sizi öfkelendirmiş bazı olayların anıları olabilir.

Öfkenin ortaya çıkmasına sebep olan etkenlere baktığımızda listenin en üst sıralarında engellenme, haksızlığa uğrama ve hayal kırıklığını görmek mümkündür.  Bunları yalan/aldatılma, çaresizlik, değersiz görülmek, umursanmamak, kıyaslanmak, tehdit edilmek, fiziksel istismar, sevilen birinin kaybı, hastalıklar, madde ve alkol kullanımı takip etmektedir.

Öfke pek çok duygunun ifade edilemeyip maskelenmiş şekilde karşımıza çıkmış hali de olabilmektedir. Yani öfkeli olduğumuzu düşündüğümüz her zaman öfkeli olmayabilir, öfkeyi bir savunma mekanizması gibi kullanıyor olabiliriz. Bazı durumlarda öfke yolunda gitmeyen bir şey olduğunun sinyali olabilir. Mesela ilişkilerde fazla fedakarlık yaptığımızı, engellendiğimizi, baş edebileceğimizden fazla sorumluluk aldığımızı, hayal kırıklığına uğrayıp incindiğimizi, sınırlarımızın ihlal edildiğini gösterebilir.

Öfke, basit bir sinirlilik veya kızgınlık halinden, hiddet durumuna kadar farklı yoğunlukta hissedilen bir duygudur. Diğer duygularda olduğu gibi öfke de fizyolojik ve biyolojik birtakım değişikleri ortaya çıkarır. Eğer dinlemeyi bilirsek bedenimiz bize öfkeli olduğumuz konusunda bilgi verir. Öfkelendiğimiz zaman beynimiz adrenalin, noradrenalin gibi hormonlar salgılar ve enerjiyi arttırır. Nefes alıp verme sıklaşır, kalp atışları hızlanır ve kan basıncı artar. Kaslardaki gerginlik artar. Bazı durumlarda vücutta titremeler ortaya çıkabilir. Vücut “savaş-kaç” tepkisi için hazır hale gelir.

Peki, öfkeyi boşaltmak iyi midir? “Öfkeyi boşaltmak” denilince düşünülen diğer kişileri incitmek için verilmiş bir onaysa, hayır. Eğer öfke saldırgan bir şekilde ifade edilirse şiddeti azalmak yerine daha da artmaktadır ve sorunu çözmek için hiçbir yararı olmamaktadır. Öte yandan öfkeyi bastırmak da sağlıklı değildir. Bastırılan öfke kaygı, suçluluk, mutsuzluk, depresyon gibi problemlere yol açmaktadır. Doğru şekilde ifade edilmeyen öfke kişiler arası ilişkileri bozabildiği gibi zihinsel ve fiziksel problemlere de yol açabilir. Baş ağrıları, mide rahatsızlıkları, solunum problemleri, sinir sistemi rahatsızlıkları, kalp rahatsızlıkları, var olan fiziksel rahatsızlıkların kötüleşmesi gibi sorunlar sayılabilir. O yüzden en iyisi, öfkeyi en doğru şekilde ifade edecek yolu bulmaktadır.