Skip to main content

Stres günlük olarak etrafımızı kuşatır. Trafik yoğunluğundan işteki projelerimize, finansal veya sağlık endişelerimize, ve dünyada gelişen yeni olaylara kadar günlük hayatımızın gereklilikleri hem pozitif hem negatif stres üretir. Stres yükleyiciler (stres yapmamıza sebep olan şeyler) fiziksel, duygusal, teorik ya da çevresel olabilir. Düğün ve işte terfi almak gibi pozitif olaylar bile strese sebep olabilir.

Negatif ya da pozitif, bir şey kesinlikle var ve bu stres vücutta endişe seviyesini artırıyor. Stres altında olduğumuz zaman “kaç ya da savaş” tepkisi harekete geçiyor. Kalp atış hızını ve kan basıncını artırıyor. Bazen uykusuzluk çekmenize ya da nefes alamayacakmış gibi hissetmenize de sebep olabiliyor. Genellikle stres yükleyici etken ortadan kalktığı zaman bu tepkiler hafifleyebiliyorken, sürekli ya da sabit stres altındaki kişilerde uzamış ya da kalıcı stres tepkileri gelişebiliyor. Buna toksik stres deniyor ve çocukları da tıplı yetişkinlerdeki gibi etkileyebiliyor.

Çocukta Stresin Etkileri

Bir çocuk toksik stres ile yaşadığı zaman diyabet, obezite, kalp problemleri, kanser ve diğer hastalıklarda artış olur. Buna ek olarak, bir çocuğun sigara, depresyon, madde kullanımı ve bağımlılığı, ergen hamileliği ve/veya cinsel yolla bulaşıcı hastalığa yakalanma, intihar ve aile içi şiddet durumlarının gerçekleşme ihtimali artıyor. Aynı zamanda daha saldırgan veya bir saldırıya mağdur olma eğilimi de bulunuyor.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Centers for Disease Control and Prevention – CDC) tarafından yapılan çalışmalar gösteriyor ki bir çocuk sık sık ya da devamlı olarak strese maruz kaldığında, mesela ihmal, istismar, işlevsiz aile ya da aile içi istismar gibi şeylere uğradığında, ve yetişkinlerden yeterli destek alamadıklarında, beyin yapıları gerçekten kısırlaşıyor ve organ sistemleri zayıflıyor. Sonuç olarak stresle yaşayan çocuklar hayat boyu sosyal ve sağlık problemleri riski altında oluyorlar.

CDC’nin çalışmasına katılan 17,000 katılımcıdan üçte ikisi Olumsuz Çocukluk Yaşantıları (Adverse Childhood Experiences)’ı 1 ya da daha yüksek olarak bildirdi. Bu kişilerdense %87’si birden çok olumsuz çocukluk yaşantısı geçirdiğini. İhmal veya zorbalıktan çocukluk cinsel istismarına ve hatta boşanmaya kadar uzanan 10 travma tipini ölçerek ve skorlayarak araştırmacılar, çoğunlukla beyaz ve orta sınıftan olan katılımcılarının kronik hastalık riskinin değerlendirmesini yapabiliyordu. Sonuçları gösterdi ki toksik stres problemi sadece belli bir etnik gruba ait veya yoksulluk çeken çocukları etkilemiyor. Her kesimden çocuklar bütün yaşamlarını etkileyecek olan yüksek OÇY skoruna sahip olabiliyor